Çocuklarda Duygular ve Yaratıcı Drama

çocuklarda yaratıcı drama

Çocuklarda Duygular ve Yaratıcı Drama

Doğumundan itibaren çocuk gelişiminin en temel yapı taşı şüphesiz öğrenme yaşantılarıdır. Öğrenme süreci çocuklarda duygular, davranışlar ve kendini ifade etme becerilerini içerir. Aileden gelen bütün mesajlar, anne ve baba ile kurulan bağ, ilk arkadaşlıklar, kreş ve anaokulu yaşantıları ile çocuklar öğrenmeye devam ederler. Bazen aileler anlatarak, öğütleyerek öğretmeye çalışırlar, bazen de çocuklarına başkalarının başına gelenleri anlatarak öğretirler… Ya da öğrettiklerini düşünürler.

Çocuklarda kalıcı öğrenmeyi sağlamak için neler yapılabilir sorusunun cevabı belki de büyüklerimizin yaptığı, bir miktar acımasızca olan ‘sobaya elini değdirme’ örneği olabilir. Burada yapılan şey çocuğun deneyimleyerek öğrenmesi ve o öğrenmeyi unutmaması olarak tarif edilebilir. Peki günümüz eğitim anlayışında kalıcı öğrenme yaşantıları nasıl geliştiriliyor? Yaratıcı drama yöntemleri bu soruya cevap olarak verilebilir.

Duyguların Öğretilmesi

çocuklarda duygular

Duyguları anlamlandırmada becerikli bir yetişkin olmak sosyal hayatta oldukça avantaj sağlayabilir. Bu konuda becerikli bir yetişkinin, çocukluk dönemi öğrenmeleri nasıl olmalıdır? Bu durumda okul öncesi dönemi, çocukların duygusal okur yazarlıklarını geliştirmeleri için önemli bir başlangıç noktası olarak düşünülebiliriz. Başlangıçta duyguların ihtiyaç işareti olduğunu hatırlamak önemlidir. Hem çocuklar hem yetişkinler bir duygu ifadesi gösterdiklerinde aslında fiziksel, ilişkisel, sosyal bir ihtiyaçlarına işaret etmektedirler. Örneğin öfkelenen biri sınırlarının ihlal edildiğini, üzülen biri bir kayıp yaşadığını anlatmaya çalışabilir. Duyguların doğru ve hedefe yönelik ifadesi için duyguları açıklamak, tanımlamak gerekir.

Çocuklar duyguları erken yaşlarda sezgileriyle, sözel olmayan ifadelere bakarak anlayabilirler. Kelimeler sonradan öğrenilir ve etkili, işlevsel kullanılması için zaman gerekir. Bu nedenle yetişkinler olarak bizlerin duygularımızı açıklamamız önemlidir. Yani hissettiğimiz duygunun ne olduğunu, neden öyle hissettiğimizi, ihtiyacımızın ne olduğunu açıklamamız çocuk için bir öğrenme deneyimi olacaktır. Bunların yanı sıra duygular yanlış-doğru, iyi-kötü değildir. Duygular susamak, acıkmak, üşümek kadar doğaldır. Dolayısıyla birine öfkelenmek, birinden, bir şeyden korkmak, üzülmek, sevinmek, kıskanmak, özlemek, endişelenmek son derece doğaldır.

Okul Öncesi Yaratıcı Drama Nedir?

Duygular zorla hissedilmez. Çocuklar her an bir ilişki içindedir ve ilişkide bulundukları insanlara karşı duygular hissederler. Okul öncesi dönemdeki çocukların anlık sevgileri ve nefretleri dile getirdikleri sıklıkla görülür. Çünkü çocuklarda duygular o an istediklerinin olup olmadığına bağlı olarak hızlıca değişebilir. Bu nedenle bir çocuğa birini “sev” ya da “sevme” demek anlamlı değildir. Çünkü çocuklar o kişiyle kurduğu ilişkiye bağlı olarak sevip sevmeme duygusunu hissederler. Yani o ilişki onlar için ne anlam ifade ediyorsa, nasıl bir alışveriş içinde iseler ona göre hissederler. Duyguların çocukların dünyasında anlamlı ve işlevsel olabilmesi için, yetişkinlerin de kendi duygularını kabul etmeleri gerekir. Bu durum model olmak noktasında oldukça verimli bir bakış açısı geliştirecektir. Model olmak, aynı zamanda yaşamın içinde yaşayarak ve görerek öğrenme davranışını geliştirir. Yaparak ve yaşayarak öğrenmenin belki de en verimli yöntemi olarak yaratıcı drama yöntemini söylemek yanlış olmaz.okul öncesi dönemde yaratıcı drama

Çocuklar için vazgeçilmez bir unsur olan “oyun”, dramanın çıkış noktasıdır. Oyunların çeşitliliği ve çok yönlülüğü çocukların yaşantılarını zenginleştirir. Oyun oynarken; özgürlüğü hissederler, kurallarını kendileri koyarlar ve ‘öyleymiş gibi’ yaparak kendilerini yansıtırlar. Zaman istedikleri gibi olabilir, 6 yaşında bir babaanne ya da 7 yaşında bir astronot olabilirler. Bu davranışlar çocukların hayal güçlerini ve özgün üretim becerilerini geliştirir. Duyguların farkındalığı ve ifadesi noktasında ise oldukça elverişli bir ortam sağlar.

1921’de John Dewey’in çocuk merkezli eğitim anlayışı ve oynayarak davranış geliştirme, bireyi edilgenlikten kurtaran, bireyin kendisini ifade etmesine olanak sağlayan etkin bir oyun alanı doğuruyordu. Üründen ya da sonuçtan çok, sürece önem verilen bu yaklaşımda, yola, çocuk oyunlarından çıkılmıştır. Okullarda verilen drama eğitiminin temel niteliklerinden bahsederken aslında oyunun ya da canlandırmaların tiyatrodan farklı olduğunu belirtmek gerekir. Drama çalışmalarında çocuklar farkında olmadan kendileriyle ilgili çok şey anlatırlar. Davranışları doğru değerlendirebilen eğitmenler çocukla ilgili avantajları, riskleri ve geliştirilebilecek yönleri iyi analiz ederler.

Okul Öncesinde Yaratıcı Dramanın Önemi

– Farkındalık kazandırır,
– Duygularına yönelik farkındalık sağlar,
– Diğerlerinin duygularını ve ifadelerini anlama becerisini geliştirir,
– Duygusal okur yazarlık becerisini geliştirir,
– Bağımsız düşünmeyi sağlar,
– İş birliği yapabilme özelliğini geliştirir,
– Sosyal ve psikolojik duyarlılık yaratır,
– Dört temel dil becerisini (konuşma, dinleme, okuma, yazma) geliştirir,
– Sözel olmayan iletişimin öğrenilmesini sağlar,
– Yaratıcılık ve estetik gelişimi sağlar,
– Etik değerlerin gelişmesine olanak sağlar,
– Kendine güven duyma, karar verme becerilerinin gelişmesini sağlar,
– Kaslarını hareket ettiren yeni yöntemleri bulmayı, denemeyi ve bedenini çok yönlü geliştirmeyi sağlar,
– Hata yapma korkusu olmaksızın yeni davranışlar geliştirmeyi sağlar,
– Duygunun sağlıklı ve kontrollü boşalmasına olanak verir,
– Kendini tanımayı sağlar,
– Kendini ifade etmede güven kazandırır,
– Bilgiye ulaşmaya ve onu kullanmaya istekli duruma getirir,
– Empati becerisini geliştirir,
– Atılganlık ve sosyal beceri gelişimini sağlar,
– İletişim kurma becerisini geliştirir,
– Problem çözme becerisini geliştirir.

Okul öncesi dönemde sağlanan kalıcı öğrenme yaşantıları; çocukların ve ailelerin okul başlangıcı dönemlerini, kriz ve travma yaşantılarını atlatma süreçlerini, çocuğun sosyal ortamlara uyum sağlama sürecini, kendini ifade etme becerisi kazanma sürecini daha kolay ve sorunsuz geçirmelerini sağlayacaktır. Kalıcı öğrenme dediğimizde yaratıcı dramanın etkilerinden bahsederken genellikle çocuklar ve ergenler üzerinden örneklendirmeler yapılmaktadır. Çocuklarda duygular ve sosyal etkileşim konusunda grup çalışmalarının oldukça verimli olduğu bilinmektedir. Alanda tecrübeli profesyoneller ile yapılacak çalışmalar, çocukların duygusal farkındalığını hızlıca artıracak ve yaşamın diğer alanlarına çocukları hazırlayacaktır.

İpek KARAMAN
Psikolog/Evlilik ve Aile Danışmanı/Drama Lideri

18.11.2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Konuşma Başlat
1
Whatsapp
15 TL indirim için İndirim Kodu: Bayram